Korozyon, metallerin çevreleriyle kimyasal veya elektrokimyasal reaksiyona girerek bozunması, yani doğal hallerine dönme sürecidir. Bu süreç, endüstriyel tesislerden altyapı projelerine, otomotivden denizcilik sektörüne kadar metal kullanılan her alanda milyarlarca liralık ekonomik kayba, yapısal zayıflamaya ve güvenlik risklerine yol açar. Karaca Demir olarak, metallerin ömrünü ve performansını belirleyen bu kritik konuyu anlamanın, doğru malzeme seçiminin temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu yazı, korozyonun nedenlerini, türlerini ve en etkili korunma stratejilerini ele alıyor.

Korozyon, metallerin içinde bulundukları ortamla (su, nem, asit, tuz, baz) etkileşime girerek metal oksit, hidroksit veya sülfür bileşiklerine dönüşmesidir. En bilinen örneği, demir ve çeliğin paslanmasıdır. Bu süreç sadece estetik bir sorun değildir; malzemenin kesitini incelterek taşıma kapasitesini düşürür, mekanik dayanımını azaltır ve nihayetinde yapısal başarısızlığa neden olabilir. Korozyonun önlenmesi, projelerin uzun ömürlülüğü, bakım maliyetlerinin minimize edilmesi ve en önemlisi can güvenliği açısından hayati önem taşır.
Farklı ortam ve koşullar, farklı korozyon türlerini tetikler. En yaygın görülen türleri şunlardır:
Metal yüzeyin tamamında nispeten eşit oranda gerçekleşen en yaygın türdür. Kalınlık kaybı yaratır ve öngörülebilir olduğu için korozyon payı eklenerek tasarım aşamasında hesaba katılabilir. Dış cephe kaplamaları veya tankların iç yüzeylerinde sık görülür.
İki farklı metal, elektrolit (örneğin nem veya su) varlığında birbirine temas ettiğinde ortaya çıkar. Daha az asil (anot) olan metal hızla aşınırken, daha asil (katot) olan metal korunur. Örneğin, alüminyum ve çeliğin tuzlu su ortamında teması, alüminyumun hızla korozyona uğramasına yol açar.
Metal yüzeyinde lokalize, derin ve küçük çaplı delikler oluşturur. Paslanmaz çelik gibi koruyucu oksit tabakasına sahip metallerde, bu tabakanın lokal olarak kırılmasıyla başlar. Kesit kaybı az gibi görünse de, yapısal bütünlüğü ani ve beklenmedik şekilde bozabilir. Boru hatları ve basınçlı kaplar için tehlikelidir.
Sabit bir gerilim (çekme, basınç) ve spesifik bir korozif ortamın (örneğin, klorürlü ortamda paslanmaz çelik) birleşimiyle ortaya çıkan, ani kırılmaya yol açan tehlikeli bir türdür. Tahmini zordur ve önlem alınması kritiktir.
Korozif bir akışkanın yüksek hızda metal yüzeyle teması sonucu, koruyucu oksit tabakasının sürekli aşınması ve altındaki taze metalin korozyona açılmasıdır. Boru dirsekleri, vanalar ve pompalarda yaygındır.
Korozyonla mücadele, tasarım aşamasında başlar ve malzeme seçimi, kaplama ve bakım ile devam eder.
En temel korunma yöntemi, ortama dayanıklı malzeme seçmektir.
Kaplamalar, metalleri korozif ortamdan fiziksel olarak ayıran bariyer görevi görür.
Özellikle toprak altındaki boru hatları, tank dipleri ve deniz yapıları için kullanılan elektrokimyasal bir yöntemdir. Korunacak metal yapı, dışarıdan bir doğru akım kaynağı veya daha aktif bir metal (magnezyum, çinko, alüminyum anotu) kullanılarak katot haline getirilir. Böylece yapıdaki anodik reaksiyonlar (aşınma) durdurulur.
En uygun koruma yöntemine karar verirken şu faktörleri değerlendirmek gerekir:
Korozyon, kaçınılmaz ancak kontrol edilebilir ve yönetilebilir bir süreçtir. Anahtar, projenin başlangıcında doğru risk analizini yapmak ve buna uygun bir malzeme-koruma stratejisi belirlemektir. Karaca Demir olarak, sunduğumuz geniş ürün yelpazesi (galvanizli saclar, paslanmaz çelik çeşitleri, alüminyum profiller, boyanmış ürünler) ve teknik bilgi birikimimizle, projenizin ömrünü uzatacak ve güvenliğini artıracak çözümler sunuyoruz. Korozyon direnci konusundaki ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçebilir, uzman ekibimizden destek alabilirsiniz.